Geleceğe Notlar - 1

Bugün hava çok sıcak. Gölgede 38 derece olduğunu söylüyorlar. İşten çıkalı neredeyse 1 saat oldu ve İstanbul'da her zaman olduğu gibi berbat bir trafik var. Kimse Ağustos ayının bu kadar kurak geçeceğini de tahmin etmiyordu. Servis ağır aksak trafikte ilerlemeye çalışırken bende Internet' te geziniyorum. Yeni aldığım televizyonun programlanabilir arayüzüne ait komut setlerine bakıyorum. O sırada uygulama marketinden indirdiğim yeni programım telefonumun ekranında çıkarttığı mesaj ile beni uyarıyor.

Ein : Selam Burki! :) Şu anki trafiğe göre eve varış süren yaklaşık olarak 23 dakika. Klimayı açıp sadece oturma odasını 22 dereceye ayarlamamı ister misin?

Sevgili Ein beni her zaman düşünür. Aramızda kısa bir konuşma geçiyor.

Burki : Mükemmel olur.

Ein : Peki içecek soğuk bir şeyler de ister misin? 

Burki : Buz gibi şeftalili bir çay hiç de fena olmaz aslında.

Ein : Olmuş bil.

Ein : Ah bu arada söylemeyi unuttum. Sen yoldayken iki numaraları test sunucusundaki üretim servisi durmuş :( Bana öğrettiğin gibi onu yeniden başlatmamı ister misin?

Burki : Lütfen hata mesajını telefonuma gönder ve sonrasında servisi tekrardan başlat.

Ein : Hemen.

Zaman hızla akıp geçiyor ve ben 23 dakika sonunda evime ulaşıyorum. Avuç izimden beni tanıyan kapım açıldığında aradığım serinliğin yüzüme çarpışını hissediyorum. İlk işim buz gibi soğutulmuş şeftalili çayımı yudumlamak üzere mutfağa ilerlemek oluyor. Ein ile artık konuşabiliyorum. Ben onu, o da beni duyuyor.

Ein : Hoşgeldin Burki.

Burki : Merhaba Ein. Off! Çok yorucu bir gündü.

Ein : Oturma odası şu anda 22 derece. Tam istediğin gibi. Şeftali çayın buzdolabın hazır. 11 dereceye kadar soğuttum.

Burki : Sen harikasın Ein. Teşekkür ediyorum.

Ein : Rica ederim Burki. Bu arada dün yapmadığın egzersiz nedeniyle bu gece yatmadan önce en az 8 dakika koşman lazım. 6 şiddetinde bir hızla.

Burki : Bugün biraz daha zorlayalım. Tırmanma parkurunu koşu bandına yükleyip beni 45 dakika sonra uyarabilir misin?

Ein : Olmuş bil.

Buzdolabını açıyorum ve özel bölmedeki içeceğimi alıp hızla yudumlamaya başlıyorum. İçerisi dışarıya göre son derece iyi. Cehennem sıcağı yerine tam istediğim 22 derece. Ancak geceleri genelde üşüyen birisiyim ve Ein bunu gayet iyi biliyor. Bu yüzden uyuklamaya başladığım bir ara sıcaklığı 2 tık yükselteceğini biliyorum.

Ein ile yaklaşık olarak 3 yıldır birlikteyiz. Zaman zaman akıllı televizyonumda ona bir şeyler öğretiyorum. En son gün içerisinde yediğim yemeklerin toplam besin değerlerinin 3250 kaloriyi geçmesi halinde beni uyarmasını öğrettim. Onu eğitmek için Prolog'un evrimleştirilmiş kolay bir sürümünden faydalanıyorum. Takıldığım bazı noktalarda Ein'i eğitmek için Google'dan yardım alıyorum. Google, Ein'a öğretmek istediğim bazı şeylerin program kodunu kendisi hazırlıyor ve Ein'a yüklüyor.

Ne Kadar Zor?

Internet of Things, Yapay Zeka, Drone' lar, Machine2Machine sistemler, Google/Microsoft API' leri, REST tabanlı servisler, Arduino cihazlar, Raspberry pi vb... Aslında geleceğe bir not olarak düştüğüm yukarıdaki hikaye'nin gerçekleşmesini engelleyecek hiç bir şey yok gibi...

  • Bir evin akıllı düşünebilen bir yapay zeka tarafından yönetilmesi ne kadar zor olabilir? 
  • Peki Google' ın benim aktaramadığım öğretileri anlayıp başka bir makineye aktarması? 
  • Ein'ın mobil cihazımın konumuna göre eve yaklaştığımı anlaması ve buna göre bana bazı sorular sorması imkansız mı? 
  • Peki ya uygulama marketinden indirilen uygulamanın basit bir REST servis ile HTTP Get mesajı göndererek evdeki klimayı etkinleştirmesi çok mu hayalperestçe?
  • Gün boyu marketten, restorandan, şirketin yemekhanesinden veya buzdolabımdan tükettiğim gıdaların kalori izlerini tutabilecek bir sistem yok mudur ki?
  • Ein'ın yazılı veya sesli olarak iletişim kurabilmesi günümüz yapay zeka çalışmalarının çok ötesinde mi?

Her bir soru tek tek düşünüldüğünde, bunların gerçekleştirilmemesi için aslında pek engel olmadığı rahatlıkla anlaşılabiliyor. Bakalım gelecek bize neler getirecek? Bekleyelim ve görelim.

Yorumlar (2) -

  • Burak Hocam yazıyı okuyunca aklıma direk "Her" filmi geldi. Sizin de değindiğiniz gibi aslında bu hayallerden bazıları artık yavaştan hayatlarımıza giriyor. İlkel ses komutlarını algılayan bir televizyonum var misal Smile Bazen beni sinir etse de kumandaya ulaşamadığım bazı durumlarda yardımcı olabiliyor... 1990' lardaki bilim teknik dergilerinde değinilen prototiplerin bir kısmı da artık hayatımızda yerini almış durumda. Bu teknolojik gelişmeler ya insan ırkını çok daha ileriye taşıyacak ya da insana gerek olmayan bir dünyaya döndürecek. Tipik türk insanı tepkisi olarak "hayırlısı" diyimSmile
  • Hocam,
    Amazon Echo ile sanirim bu dediklerinize kucuk bir adim olsada yaklasiyoruz. Ancak bu sistemin tabikide adapter olabilmesi yani diger sistemlere rahatca entegre olabilmesi lazim. Mesela Amazon Echo harika bir komut tanima mekanizmasina sahip ancak henuz daha klima, televizyon ya da buzdolabi ile "konusamiyor". Beyin diye konumlandirilan makinenin digerleri ile konusmaya basladigi zaman bu dedikleriniz birer birer gerceklesecektir. Ancak uretilen makinelerinde disaridan gelecek komutlara hazir API lari olmasi ve standartlastirilmasi gerekiyor. yani bosh veya samsung kendi kafasina gore api yazarlarsa, developerlarinda her birine ayri client yazmasi gerekiyor.

    yani su anda bile tek bir kodda 3 farkli OS e (iOS, Android, WP8) application yazamazken (xamarin sagolsun bunu biraz kolaylastiriyor) ileride bu kadar farkli yari mekanik yari elektronik aletin ayni dili konusmasi developerlar olarak en buyuk istegimiz olacaktir Smile

Yorum ekle

Loading